Menu

Hacamatın Tarihçesi

Hacamat hakkında elde edilen en eski kaynak M.Ö. 3300 yıl öncesine dayanmaktadır.İlk başta Makedonya’da sonra Yunanistan’da hacamat yapılmaya başlanmıştır.M.Ö. 400 yıllarında yaşayan modern tıbbın kurucusu kabul edilen Hipokrat’ta hacamatı hem iç hastalıkların hem genel hastalıkların tedavisinde kullanmıştır.

Rasulullah (s.a.v) Efendimiz’in Miraç hadisesinden sonra hacamat bir tedavi yöntemi olarak daha da önem kazanmıştır.İbnu Abbas der ki: ” Rasulullah aleyhissalatu vesselam miraç gecesinde, meleklerden oluşmuş bir cemaate her uğrayışında melekler : ” Hacamat olmaya devam et ! Ümmetinede hacamat olmalarını emret! ” derlerdi.( Tirmizi)

Tamamlayıcı ve geleneksel tedavi son yıllarda popüler hale gelmiştir. Araştırmalara göre İngiltere’de halkın 1/3’ünde , Amerika’da ise yarıya yakınında tamamlayıcı ve alternatif  tedavi uygulanmaktadır. Kupa tedavisi en eski tedavi yöntemlerinden biridir ve dünyanın farklı bölgelerinde konvansiyonel tedaviye cevap vermeyen yada kronik hastalıklarda tamamlayıcı tedavi olarak uygulanmaktadır. Kupa tedavisi temel olarak yaş ve kuru kupa tedavisi olarak yapılmaktadır.Her iki uygulamada da kupalar negatif basınç oluşturarak cilde yerleştirilmekte, yaş kupa tedavisinde cilde cizikler atılarak kan dışarı alınmaktadır.

Ülkemizde hacamat; 27.10.2014 tarihli ve 29158 sayılı Resmi Gazetede  yayınlanarak yürürlüğe giren Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği ile yasal hale gelmiştir.